Yusuf ALİOĞLU ŞEBBİHALAR HER YERDE
Yazı Detayı
16 Mart 2025 - Pazar 10:31 Bu yazı 1738 kez okundu
 
ŞEBBİHALAR HER YERDE
Yusuf ALİOĞLU
 
 

‘Nefsine merhameti yazanın adıyla’ dedi ve konumlanacak bir mekan için kısık gözleriyle bir projektör misali etrafı taradı.

 

Yokuşların düzleşip, düzlerin çukurlaştığı bir sosyal afet senaryosunda gözleri oyulan insanlara verilen ışığın değeri nice olacaktı.

 

Ümitsizlik tarlasına dönüşen ve insanların birbirini kemirdiği bu bitimsiz zifiri tünellerde aydınlık adına bir elif miktarı haykırmak istedi.

 

Milyonlarca göçmenin trajedisine şerh düşmek; mültecilere dair uzun hikayelere sözün ve adaletin gücü ile tanıklık etmeyi diledi. Bunca feryat buhar olmasın, kifayetsiz kelimelerle malul bu trajedi bir istatistiğe dönüşmesin, yaşananlar küçük derelerde yosun tutmasın da akıp denizlere varsın istedi.

 

Ama köşe başlarını tutmuş güvenlik politikaları ile mızraklı gazetecilerden, Molla Kasımlardan, uzun kış gecelerinden, her mevzuya uzanabilen uzmanlardan ve emekli istihbarat şeflerinden iniş için yer bulamadı.

 

Görüş açısını etkileyen yoğun sis ve uluyan rüzgarlar bir kümülüs bulutu gibi etrafı kuşatmıştı. Gökler ölüm indirirken yerler ölü püskürüyordu.

 

Dijital insanlık bir kez daha haysiyet dersinden sınıf tekrarına kalırken, acıları program şehvetine meze yapan medya şebbihaları itaat çarkını bu kez de vatan ve millet için çeviriyorlardı.

 

İyilikten ve hayırdan yana ne varsa damla damla azalırken, toplumun kötülük ve şiddet sarmalında organize olmasına takıldı gözleri. Bir fragman için patladı flaş ve aydınlandı her taraf bir süre.

 

‘Üç İyi’ diyordu sesi merhamet kokan adam. Duymak istemese de siyasal iktidarlar ya da her türden yönetenler ile sermaye sahipleri ya da her türden spekülatörler varlığın merkezine Adalet konmalıydı.  

 

‘İyilik’ tüm insanlığın ortak alfabesi olursa; şarkılar, şiirler, resimler, filmler, tiyatrolar, hikayeler, romanlar iyiliğin tınısı ile doldurursa hayatın gözeneklerini renkler ve diller aynı okyanusa akacaktı.

 

Ve ‘akrabaya destek olsaydı’ her fert, yani yakından uzağa bir bilinç hareketi, yerelden evrensele bir iyilik dalgası yalasaydı kurumuş sahilleri, sosyal mesafeleri ve derin uçurumları yakınlaşan kalplerin devleti kurulurdu burçlara.

 

Ve sonra ‘Üç Kötü’ diyerek tamamladı kadim kavisini. Utanç verici, arsız ve çirkin olanı yani kötülüğü en yüce yeminlerle terk etmeliydi insanlık.

 

Akla ve ahlaka aykırı olan yani fenalık sökülüp atılmalıydı en uzak dağların ardına. Fena olana dair her düşünce, her inanç, her ritüel, her miras hatırlanmamak üzere gömülmeliydi uçsuz bucaksız çöllere.

 

Azgınlık, zorbalık ve taşkınlık kan ve gözyaşından, fitne ve zulümden başka ne verebilirdi hayata. Genetiği ile oynanmış madenler, tahrif edilmiş kitaplar, yerleri değiştirilmiş harfler, utancından küçülmüş haritalar, kokmayan çiçekler, yakmayan ateş, boğmayan su hep bu had bilmezliğin ürünleriydi…     

 

Yarım kalmış hikayesine döndü yeniden. Kulağında parçalanmış bir dünyaya dair bitiş sirenleri. Boyunlarda yaftalarıyla yırtılmış peşkirler, sökülmüş çiniler, kırılmış billur kadehler ve kurumuş güller. Kanadı kırık kuşlar merhamet için Gurabahane-i Laklakan sırasında. Acil durum bildirimleri alıyor nasırlı eller, yarılmış topuklar. Karar kılacak bir mekan için alınacak çok yol vardı daha.

 

Ebu Kubeys Dağını düşman sardı dense ulaşılacak bir kulak yok nerdeyse. İçimizden dışımıza taşan mihraklarca işgal edilmiş zihinlere varmak ne mümkün. Her nefis bir blogda, bir sanal mecrada bulmuş teselliyi. Akışkan hayatlar kimliksiz ve gündemsiz yoğunluklar ile malul. Dünden kopuk, yarınsız bugün kafesleri her yanda.

 

Medya şebbihaları, tüketim şebbihaları, itaat şebbihaları, itibar şebbihaları, eğlence şebbihaları, borsa şebbihaları, spor şebbihaları, muhafazakar şebbihalar, post truth şebbihalar…

 

Benzeşen bedenler, bedenlerde tükenen ruhlar, ruhsuzlaşan karakterler. İnsanı anılmaya değer kılan ne varsa bir bir toparlanıp terk ediyor kentleri. Filozofların değil şarlatanların kentleri çoğalıyor. Farabi’nin özlediği ahlaki ve fikri erdemlerle mücehhez şehirler antik birer söylenceye dönüşüyor. Nehirler, bulutlar, kuşlar boşaltıyor sokakları, bulvarları.

 

Yangın suları kuruyor, anneler doğurmuyor. Neşvesiz şimdi ormanlarda cümle nebatat ve hayevan. İmdat fişekleri çaresiz. Felsefenin ve sanatın trajedisi karışıyor egzoz dumanlarına. Düğümlere üfüren sosyal şebbihalar/hortlaklar şehrin elbisesini çalmış, ayartan libaslar var rezidansların göğsünde.   

 
Etiketler: ŞEBBİHALAR, HER, YERDE,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Şubat 2026
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
1358 Okunma.
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1516 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
1614 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2185 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
2882 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
2114 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
2950 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2213 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6124 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
1892 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4153 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3475 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3219 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
3684 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
2810 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2561 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3477 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3146 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2590 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
2767 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3191 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2394 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2556 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2356 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2663 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3134 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4549 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3187 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
3900 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
3836 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
5065 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3310 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4195 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
3871 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
3987 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3669 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
3665 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
4041 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5548 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
8113 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6163 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
7086 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
4985 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
6806 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
5700 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
5843 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
6091 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
5036 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
4585 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
6130 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
14091 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
4013 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4385 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4538 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4395 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4615 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
4768 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
5983 Okunma.
Haber Yazılımı